Bir CEO’nun görevi nedir diye sorduğumuzda genelde benzer cevaplar verilir: Vizyonu belirlemek, parayı bulmak, ekibi kurmak…

Bunların hiçbirine itirazım yok. Elbette bir CEO vizyonu belirlemeli, şirketin finansal kaynaklarını doğru yönetmeli ve güçlü bir ekip kurmalı. Fakat bana göre bugünün iş dünyasında bir CEO’nun başarılı olabilmesi için sadece bunlar yeterli değil.

Piyasa çok hızlı değişiyor. Her gün yeni bir trend, yeni bir iş modeli, yeni bir fırsat, yeni bir tehdit kapıyı çalıyor. Böyle bir dönemde CEO’nun asıl meselesi sadece şirketi büyütmek değil; şirketin odağını, kültürünü ve kaynaklarını doğru yönetebilmektir.

Ben günümüzde CEO’nun üç ana sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.

İlki, ekibin odağını korumak.

Bugün şirketlerin en büyük problemlerinden biri fırsat eksikliği değil, odaklarının dağınık olmasıdır. Her gün karşımıza yeni bir alan çıkıyor. Yeni bir teknoloji, yeni bir pazar, yeni bir kampanya, yeni bir büyüme fikri…

Oysa her fırsat gerçek bir fırsat değildir.

İyi bir CEO, ekibin enerjisini korumak zorundadır. Çünkü ekiplerin zamanı, dikkati ve motivasyonu sınırsız değildir. İnsanların emeğini sürekli değişen gündemlerin peşinden sürüklerseniz, bir süre sonra ne gerçek bir ilerleme kalır ne de sürdürülebilir bir heyecan.

Bazen en kritik mesele, neye “evet” dediğiniz değil, neye “hayır” diyebildiğinizdir.

Bana göre CEO’nun en önemli görevlerinden biri, ekibin enerjisini korumak ve o enerjiyi doğru hedefe yönlendirmektir. Çünkü her rüzgâra coşkuyla yelken açan kaptan, sonunda rotasını kaybeder.

İkinci sorumluluk, doğru kurumsal kültürü kurmak.

Bir şirketi ayakta tutan şey salt stratejiden daha fazlası kurumsal kültürüdür.

Çünkü sağlam kurumsal kültüre sahip bir şirket, krizlerden bile güçlenerek çıkabilir. İnsanlar zor zamanlarda nasıl davranacaklarını bilir. Neyin önemli olduğunu, neyin tolere edilmeyeceğini, hangi değerlerin arkasında durulacağını bilir.

Ama kültür bozuksa, en iyi strateji bile kağıt üzerinde kalır.

Bu noktada çok sık duyduğumuz bir söz var: “En iyileri işe al, gerisine karışma.”

Kulağa güzel geliyor. Ama bence eksik.

Çünkü sadece iyi insanları işe almak yetmez. O insanların iyi çalışabileceği bir iklim kurmak gerekir. Güvenin olmadığı, iletişimin sağlıklı işlemediği, sorumlulukların net olmadığı, emeğin görülmediği bir ortamda en yetenekli insanlar bile zamanla yorulur.

Yetenek tek başına değer üretmez. Yetenek, doğru kültürle birleştiğinde gerçek karşılığını verir.

Bu yüzden CEO’nun görevi sadece doğru insanları bulmak değil; o insanların birlikte doğru şekilde çalışabileceği zemini kurmaktır.

Üçüncü sorumluluk ise şirketin vaktini ve nakdini doğru yönetmek.

Nakit dediğimiz şey sadece bankadaki para değildir. Doğru zamanda, doğru işte kullanılacak bir imkândır. Yanlış zamanda yapılan harcama, fırsat gibi görünse de şirketin enerjisini tüketebilir. Doğru zamanda kullanılan kaynak ise şirketin kaderini değiştirebilir.

Zaman da bundan farklı değil.

Şirketlerin sınırlı kaynakları vardır. Zaman sınırlıdır. Nakit sınırlıdır. İnsan emeği ise hepsinden kıymetlidir. CEO’nun görevi bu kaynakları sadece harcamak değil, bereketlendirmektir.

Ne zaman atağa kalkılacağını, ne zaman beklemek gerektiğini, ne zaman vites büyütüleceğini, ne zaman durup arkanın toparlanacağını iyi okuması gerekir.

Çünkü her dönem büyüme dönemi değildir. Her fırsat yatırım gerektirmez. Her kriz de geri çekilmeyi zorunlu kılmaz.

Bazen hızlanmak gerekir, bazen frene basmak. Bazen cesurca hamle yapmak gerekir, bazen de şirketin iç düzenini sağlamlaştırmak.

İşte burada CEO’nun muhakemesi devreye girer.

Sözün özü şu: Bana göre CEO, sadece vizyon anlatan ya da büyük kararlar alan kişi değildir.

CEO, şirketin odağını koruyan kişidir. CEO, doğru kültürü inşa eden kişidir. CEO, zamanı, nakdi ve en önemlisi insan emeğini en yüksek katma değere dönüştüren kişidir.

Bugünün iş dünyasında daha çok fikirden, daha çok projeden, daha çok toplantıdan önce buna ihtiyacımız var: Daha net bir odak, daha sağlam bir kültür ve daha bilinçli bir kaynak yönetimi.

Gerisi gerçekten teferruattır.